Tarihçemiz

Nasıl Montessori Okulu Olduk?

_______2007 yılında MEB’e bağlı olarak kurulmuş ve geleneksel yöntemlerle eğitim veren anaokulumuzda 2009 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yapmamla birlikte yönetimi devraldım. Yaklaşık bir yıl da benimle geleneksel anlamdaki eğitim faaliyetleri devam etti. Fakat ortada beni huzursuz eden bir şeyler vardı. Bu kadar sınırlı ve kendini tekrar eden bir ortamda nefes alamamaya başlamıştım. Yanlış anlaşılmasın, çocuklar iyi besleniyor, seviliyor ve geleneksel anlamda bilinen tüm çalışmaları, yani kesme yapıştırma, boyama, çizgi çalışmaları v.s. yapıyorlardı ama adını tam da koyamadığım önemli bir şey eksikti. Öğretmenler haddinden fazla koşuşturuyorlar ama işler yine de bir türlü bitmek bilmiyordu. Ne olduysa 2010 yılında Emel Çakıroğlu Wilbrant’ın konuşmacı olarak katıldığı bir fuarda oldu. Yurt dışında kızımın doğumu ile başlayan annelik serüveninde edindiğim Montessori kitapları ve kendimce uyguladığım yöntemlerden güzel sonuçlar almıştım ancak hayatını Montessori eğitimine adamış biri olan Emel Hanım’ın bir saatlik konuşmasının ardından Montessori metodunun çocuklarımız ve eğitimcilerimiz için açabileceği ufku yeni fark etmiştim. Büyülenmiş, heyecanlanmış ve içim umutla dolmuştu. Sonunda içimdeki huzursuzluğu giderecek ilacı bulmuştum. Bu fuar sonrasında Fevziye Mektepleri, Ayşegül Anaokulu, Küçük Kara Balık ve diğer birkaç anaokulunun öğretmenleri ve yöneticileri ile eğitimci seminerlerimiz başladı. Hem Montessori materyallerinin nasıl kullanılacağı hem de bu eğitimin felsefesi ve çocuğu nasıl anladığı üzerine paha biçilmez bir eğitim aldık. Maria Montessori çocuğu keşfetmişti!

______ Montessori eğitim metodunu kullanmaya başlayalı neredeyse iki yıl oldu. Peki, neler değişti? Eğitimci arkadaşlarım çocuğa o yardım istemedikçe yardım etmemeyi, çocuğun sorunlarını onun yerine çözmemeyi, daha pasif olmayı, gözlemin ve az konuşmanın önemini, çocuğun biz istediğimiz için değil kendileri istedikleri için öğrendiklerini ve bunun yemek yemek, uyumak kadar doğal bir süreç olduğunu ve çocuğun bu süreçten keyif aldığını, bu sebeple sürekli öğreten kişi olmanın ne kadar gereksiz olduğunu, çocuğun kendi kendine ya da istediği arkadaşlarıyla tekrar çalışmaları sırasında ne kadar çok şeyi kendi kendine öğrendiğini ve pekiştirdiğini, çocuğa güven duymanın gerekliliğini, onun biz arkamızı döndüğümüzde ortalığı birbirine katacak bir varlık olmadığını, 6 yaşına kadar bir çok duyarlı evreyi geçirdiklerini ve bu dönemde etkin olan emici zihnin nasıl çalıştığını ve bizlerin hazırlayacağı doğru çevre koşullarının ve göstereceğimiz doğru davranış şekillerinin ve yaklaşımların bu duyarlı ve kritik evrelerde çocuğun gelişiminde ne denli etkili olduğunu, karma yaş grubunun faydalarını, küçük çocukların büyüklerden öğrenmelerini, büyüklerin küçüklere öğretirken kendi öğrendikleri konuları pekiştirmelerini ve mükemmelleşmelerini, bireysel eğitim ile çocukların sınıf içinde kendilerini geri veya ileride hissetmesinin önlenmesinin çocuklarda gözlemlediğimiz performans kaygılarını nasıl da düşürdüğünü, çocuğun içinde var olan içsel motivasyon mekanizmalarının korunmasının ve geliştirilmesinin önemini ve çocukların asla eğitimcilerin vereceği ödüllerle dış kaynaklı motivasyona bağımlı hale getirilmemeleri gerektiği, ödülün bir gülümseme, onay veren bir bakıştan ibaret olduğunu öğrendik. 

             Okulumuz Koşuyolu Caddesi üzerinde, bahçe içinde, müstakil, üç katlı şirin bir yapı. Deprem ve zemin etüdünün yapılmış olduğunu da belirtmeliyim. Çocuğun doğası ile uyumlu eğitim felsefemiz, kendisini okulun iç ve dış zemin uygulamalarında, kullanılan materyal ve eşyalarda göstermektedir. Bu doğrultuda, ön bahçe zeminini çim, arka bahçe zeminini ağaç kabuğu olarak tasarladık. Ön bahçemize keyif katan çeşitli unsurlar var; ahşap su oluğu, bahçe mutfağı, kompost alanı, yükseltilmiş sebze yatakları, kum havuzu, duyu yolu, ahşap tırmanma üçgeni… Arka bahçemizde ise yazı tahtası, tırmanma duvarları, hobbit evleri çocuklarımızın kurdukları oyunlara eşlik ediyor. Doğal malzemeler ile desteklenmiş  spor salonumuzda ise sportif gelişim derslerimiz güvenle yapılmakta. Yurt dışından gelen Montessori materyallerinin bulunduğu beş adet sınıfımızda da eğitimlerimizi sürdürüyoruz.

_______Okulumuzda sofra kuran, börek saran, ayakkabı cilalayan, metal parlatan, çiçek düzenleyen, yer süpüren, bulaşık ve çamaşır yıkayan, yiyeceklerinin ve içeceklerinin miktarına kendi karar veren, dikiş diken, halıların üzerinde matematik yapan, okuyan ve yazan, vücudunu ve organlarını tanıyan, farklı kültürlere ait başka insanların başka ülkelerde yaşadığını bilen, yeryüzü şekillerini bilip coğrafyaya ilgi duyan, tüketmek yerine üretmeyi seçen, geri dönüşümün değerini bilen, kendi hakları kadar başkalarının haklarını da koruyan, çalışkan, özgüvenli, özgür, sorumluluk sahibi, doğada bizim dışımızda başka canlıların olduğunun farkında olan ve onları koruyan, doğayı seven, öğrenmeyi seven, merak eden ve bize bitmek bilmeyen enerji ve sevinçleriyle her gün yaşama sevinci veren çocuklarımız var. Onlar için yapacağımız daha pek çok şey var.

Umarım az da olsa bir ümit kaynağı olabilmişimdir. Elinden gelenin en iyisini yapan ve bu uğurda uğraş veren, emek harcayan tüm anne-babalara ve eğitimcilere selam olsun.  

 Özden ARIKOĞLU