Günlük Rutinler
Her
sabah beraberce hazırlayıp yaptığımız kahvaltıdan sonra öğlene kadar hayatın
gerçek işlerini sakin ve huzurlu bir öğrenme çevresinde titizlikle yaparız.
Ayakkabı cilalar, dikiş diker, bulaşık yıkar, doğada bulunan yaprak şekillerini
çizer, kelebeğin yaşam döngüsünü anlamaya çalışır, bazen bir elektrik telinden,
bazen kilden, bazen de atık bir malzemeden sanatsal ürünler yaparız.
Arkadaşımızla
boncuklarla oluşturduğumuz sayıları bir araya getirerek onları bir tepside
toplar sonra nasıl daha büyük bir sayı haline geldiklerini görür, bazen ses
tüpleri ile işitme duyumuzu oyunsu sürecin içinde hassaslaştırırız.
İhtiyaç
duyduğumuzda mindere uzanır, istersek mini cafede paylaşım tabağımızdaki
sağlıklı atıştırmalıklardan yiyebiliriz. Öğle yemeği için hep beraber sofra
kurar, kaldırır sonra ilk çemberimizde bir araya gelir okulumuzun parçası olan
her bir canlıya, balığa, bitkiye, kaplumbağaya, arkadaşa ve eğitimciye
sevgimizden sunarız.
Öğleden
sonraki rutinimizin büyük bölümünü hava nasıl olursa olsun mutlaka açık havada
gönlümüzce, doya doya oynamak oluşturur. İkindi kahvaltısı, kaplumbağalarımızın
beslenmesi, atölye çalışmaları ve kapanış çemberinden sonra okuldan ayrılma
saatimize kadar yine oyun oynamaya devam ederiz.
Günlük akışımızın içinde iletişim dili olarak İngilizce ve Türkçeyi kullanırız.
Çocuklar, eğitimcinin öğretme ve ders verme kaygısından uzak olduğu bir
ortamda, yaşantının ve iletişim kurmanın doğal bir parçası olarak ve maruz
kalarak İngilizceyi edinirler.

Haftalık Rutinler
Pazartesi
günleri yeni bir haftaya merhaba deriz. Hafta sonundan getirdiğimiz deneyimleri
paylaşır, yeni çalışmalar, yeni oyunlar ve yeni keşifler için yeniden bir araya
geliriz.
Salı
günleri sanat atölyemizde farklı sanatçıları tanır, onların eserlerini
inceleriz. Kil ile çalışır, natürmortlar oluşturur, çeşitli teknik ve
malzemelerle kendi özgün eserlerimizi üretiriz. Bazen bir sanatçının dünyasına
konuk olur, bazen kendi hayal gücümüzün peşinden gideriz. Sanat aracılığıyla
kendimizi ifade eder, merakımızı ve yaratıcılığımızı besleriz.
Çarşamba
günleri permakültür ve ekoloji atölyemizde bahçemizle ilgileniriz. Sebze
yataklarımızın toprağını havalandırır, tohum ve fidelerimizi eker,
mahsullerimizi toplarız.
Bazı günler
böcek dostlarımız için böcek oteli yapar, bazı günler buğday, çilek, roka eker,
bazı günler ise portakal ağacımızın hasadını gerçekleştiririz. Fidemizi toprağa
yerleştirirken bir solucanla karşılaşır, toprağın yalnızca bize değil, pek çok
canlıya da yuva olduğunu fark ederiz.
Doğayı
gözlemledikçe yaşamın döngüsünü anlamaya, emek vermeyi ve sabırla beklemeyi
deneyimleriz. Şehirde yaşamın nasıl daha sürdürülebilir olabileceği üzerine
düşünür, yaşadığımız çevreyle daha güçlü bağlar kurarız.
Perşembe
günleri mutfak atölyemizde önlüklerimizi takar, kollarımızı sıvar ve üretmeye
başlarız. Börek sarar, turşu kurar, reçel yapar, kefir mayalarız. Yiyeceklerin
nasıl dönüştüğünü gözlemler, bazen kokuların, bazen tatların peşine düşeriz.
Birlikte hazırladığımız sofralar paylaşmanın, dayanışmanın ve emek vermenin
değerini hissettirir. Beklemeyi gerektiren her tarifte sabrın, birlikte
çalıştığımız her anda ise iş birliğinin güzelliğini hissederiz.
Cuma
günleri ise orman günümüzdür. Tertemiz havada alabildiğine koşar, dallar ve
çalılar arasında özgürce oynarız. Bazen keşfeder, bazen dinlenir bazen de
maceralara atılırız. Orman günlerimizde kendimizle, arkadaşlarımızla ve doğayla
kurduğumuz bağın güçlendiğini hissederiz. Özgürce oynayabilmek, keşfedebilmek
ve doğanın bir parçası olduğumuzu hissedebilmek için daha ne isteriz?
Aylık Rutinler
Her ay
mevsime uygun olarak hazırlanan masal kutularımızla hayal gücümüzü besleyen
yolculuklara çıkar, yeni kelimeler öğreniriz. Drama ve canlandırma sırası biz
çocuklara geldiğinde ise büyük bir heyecanla katılım sağlar, iletişim, yaratıcı
düşünme ve topluluk karşısında konuşma becerilerimizi geliştiririz.
Her çocuğun
doğduğu günü özel bir seremoni ile doğum günü çemberimizde kutlarız. Her ayın
en son cuma günü ise o ay doğmuş tüm çocuklar için doğum günü kutlaması
yaparız. Okulumuzun mutfağında pişen pastamızdaki mumları üfler, dans eder,
oyun oynarız.
Islak
üzerine ıslak tekniğiyle çalışırken, sakin müzikler eşliğinde anın huzurunu
hisseder, renklerin akışını keşfederken kendimizi özgürce sanatsal ifade
sürecine bırakırız.